EN TR DE
← All writings

Gain'in ses rengine etkisi: baharat meselesi

GAIN MGMT · BÖLÜM 05
Birçok marka, kendi masasına bir imza atmak için onu harmonik dengelerle karakterlendirir. Şunu unutmayın: tüm masaların giriş-çıkış frekans seviyelerini ölçtüğünüzde hepsi dümdüz, flat çıkar. Fark, preamp'in OP'lerindeki harmonik dengelerle başlar — masa orada "tınlamaya" başlar. Bunu ete baharat katmak gibi düşünün. Ne kadar az baharat varsa, sonradan tada müdahale etme şansınız o kadar fazladır. Ama her şeye — ister et, ister sebze, ister portakal — kekik koyarsanız, tatları nasıl ayırırsınız? Bir süre sonra o kekik tadından insana gına gelir.
Ben tam da bu yüzden Yamaha preamp'lerini tercih ediyorum. −14 dB'ye kadar o "karakter" sesini neredeyse hiç duymazsınız; aksine, teknik olarak daha doğru olduğu için ses size oldukça sert gelir. Biliyorum, kimse o sertliği sevmez. Ama şunu sorarım: doğruluğun bir dostun yüzüne acı söylemesi mi iyidir, yoksa onu aldatması mı? Makyajla güzelleştirilmemiş o sert ses bana güven verir. Bunun çok subjektif bir konu olduğunu biliyorum. O yüzden tercihinizi neye göre yapıyorsanız onu doğru ifade edin — yoksa "ben bu masanın tipini severim" ya da "bu daha havalı" gibi laflarla gülünç duruma düşebilirsiniz. Tabii çok "etli" bir ses istiyorsanız Yamaha preamp'leri tek başına tatmin etmeyebilir; ama kompresörü doğru ve cesur kullanırsanız onun da üstesinden gelirsiniz. Zaten Yamaha bu eksiği yeni nesil RIVAGE'da, SILK adlı fonksiyonla çok etkili biçimde kapatmış.
Siz masanızı sesinin "karakteri" için mi, yoksa size bıraktığı "müdahale alanı" için mi seçiyorsunuz?