← Tüm yazılar
Öğrenmeyi Öğrenmek
ÖĞRENMEK ÜZERİNE · BÖLÜM 01
Öğrenmek bir beceridir. Her beceri gibi öğretilmesi gerekir. Ve tuhaf olan şu: Hiçbir okul onu öğretmiyor. Devlet okulları, özel okullar, üniversiteler, meslek akademileri — hepsi size bilgi veriyor. Hiçbiri onunla ne yapacağınızı öğretmiyor. "Anlamak" diye bir ders yok. Sadece sonuç var — doğru cevap, geçer not, işaretlenmiş kutucuk.
Ve sonuç bir tuzaktır. Çünkü sonuca giden en hızlı yol ezberlemektir. Anlamak yavaş ve rahatsız edici bir iştir; ezber hızlıdır. Bu yüzden zeki çocuklar bile hafızaya doğru itilir — tembel oldukları için değil, kimse onlara başka bir kapı göstermediği için.
Peki anlamak, ezbere kıyasla neye benzer? Anlatmak yerine göstereyim. Küçük bir oyun.
İki bacak, üç bacağın üstüne oturmuş, bir bacak yiyordu. Dört bacak içeri girdi, o bir bacağı kaptı ve kaçtı. Bunun üzerine iki bacak, üç bacağı alıp dört bacağa fırlattı.
Bunu ezberlemeye çalışmayın. Beş kez okumayın. Sadece gözünüzde canlandırın. Bir adam, taburede, but yiyor. Bir köpek koşarak girip eti kapıyor ve kaçıyor. Adam tabureyi kapıp köpeğin arkasından fırlatıyor.
İşte. Bir kez gördüyseniz artık kaybedemezsiniz — bir yıl sonra bile tekrar edebilirsiniz. Ama kelimeleri ezberlemeye kalksaydınız on saniyede yorulur, yarına kadar da unuturdunuz.
Bu aralık — kelimeleri ezberlemekle sahneyi görmek arasındaki fark — benim tüm mesleğimdeki en önemli şeydir. Bin şey bilip donup kalmakla, bir şeyin nedenini bilip her şeyi çözebilmek arasındaki farktır. Hatta bir adı bile var. Adını ben koydum.
·
BÖLÜM İKİ — Logical Pattern Recognition
Neden size tarihi söyleyemem — ama mikrofonun neden birazdan feedback yapacağını söyleyebilirim.
Geçen sefer size bir bilmece göstermiş ve onu ezberlemekle görmek arasındaki farkın bir adı olduğunu söylemiştim. İşte adı: Logical Pattern Recognition.
Aklım, kendimi bildim bileli böyle çalışıyor. Etiketleri tutmuyor. Altındaki örüntüyü arıyor. Bunun bir bedeli var ve dürüst olacağım. Ayları karıştırırım. Sağ ile solu karıştırırım. Bana onuncu ayın hangisi olduğunu sorun, gerçekten saymam gerekir. İçinde mantık olmayan bir etiket — "Ekim onuncu aydır" — beynimden kayıp gider, çünkü altında tutunacak bir şey yoktur. Ama içinde bir neden olan bir şey verin, saniyesinde alırım. Kötü davranan bir ses sistemi, direnen bir salon — çözümü ezberlemem, neden olduğunu görürüm. Size bugünün tarihini söyleyemeyen o beyin, bir mikrofonun neden birazdan feedback yapacağını anında söyler.
Bin işten bir ders çıkarmam. Bir işten bin ders çıkarırım. Çünkü aklım hiç durmaz. Her anı parçalara böler, analiz eder ve gördüğü her şeyle çapraz karşılaştırır. İki mühendis aynı işi otuz yıl yapabilir — biri yılları sayar, diğeri onları çözer.
Bunu araba kullanırken bile görürsünüz. Çoğu insan trafikte tepki verir: bir şey olur, sonra frene basarlar. Ben başka bir şey yapıyorum. Arabanın etrafında tam bir daire içinde, her aracın bir sonraki adımda ne yapabileceğini okuyor, ihtimalleri hesaplıyor ve sonuç gelmeden ona göre sürüyorum. FOH'ta kullandığım motorun aynısı — feedback'e tepki vermek değil, nereden geleceğini gelmeden görmek.
Bunun neden önemli olduğunu ve neden kendime saklamak yerine size anlattığımı söyleyeyim. Sahne her gece bambaşka bir denklemdir — yeni salon, yeni grup, yeni problem. Hafıza orada çöker; hiç görmediğiniz bir problemi ezberleyerek aşamazsınız. Ama örüntü kalıcıdır. Şeylerin ardındaki neden sizinle birlikte gelir. Bilgi listesi kapıda kalır.
Yani bir şeyleri bilmek hiçbir zaman hedef değildi. Bilmek yetmez. Bütün zanaat, bildiğini kullanabilmek — örüntüyü belirdiği anda tanıyabilmektir.
İşte LPR budur. Yaptığım her şeyin altındaki motor odur.
Yılmaz Yeniyol
info@balance-engineer.com · +1 561 931 9785 · Boca Raton, Florida · Think Simple, Balance Effortlessly